Suna D*

“Benim için evin anlamı, ev benim, bilirsiniz ya. Ben evimim. Zihnim, duygularım, ülke için, dünya için yapmak istediğim şeyler. Bence benim, aklım benim evim. Bu bir yer değil, belirli bir alan değil, ama benim. [...] Onlar evden çıkamazlar. Böylece evler onlar için bir hapishanedir. Böyle bir sürü kadın tanıyorum. [...] Anlatacak bir hikâyem olduğunu hissettim, onu anlatmam gerekiyor ve bu hikâyeler üzerinden diğer kadınlarla bağlantı kurmaya ihtiyacım var.”

“Home means for me, it’s me you know. I am my home. My minds, my feelings, things that I want to do for the country, for the world. It’s me, my home is my mind I think. It’s not a place, it is not a specific place, but it’s me. [...] They can’t go out from the houses. So that houses are prison for them. I know lots of women like that. [...] I felt I had a story to tell, I need to tell it and I need to connect with the other women with this stories.”